BAL-GÖÇ Turizm Komisyonumuzun düzenlediği, 2026 programlarımızdan biri olan; “Kırcaali-Darıdere-Eğridere” turumuz; Ramazan Bayramının birinci günü akşamı (20 Mart Cuma) 23:30’da BAL-GÖÇ Genel Merkez önünde başladı.
Kapıkule’ye sabahın erken saatlerinde ulaşıp, gümrük işlemlerimizi gerçekleştirdikten sonra Kırcaali’ye doğru yola devam ettik. Kısa bir şehir turu ile Kırcaali’nin simgesi olan ayı heykelinin önünde bir fotoğraf molası verip, şehir merkezinde kahvaltımızı (baniçka, bezdirme) yapacağımız yere ulaştık. Kahvaltı sonrası bölgedeki yoğun Türk nüfusunun önemli ibadet yerlerinden biri olan Kırcaali Camii ve Kırcaali şehrinin fethinde savaşan ve şehit düşen, şehre adını veren Kırca Ali’nin caminin bahçesindeki mezarını ziyaret edip, kısa bir yürüyüşle pazar yerine ulaştık. Sonrasında sırasıyla Ayşe Molla Çeşmesi’ni ve eski bir Türk medresesi olan; içinde arkeoloji, etnografya, doğa(tabiat) içerikli 40.000 eserin sergilendiği, ayrıca resim-sanat eserlerinin de yer aldığı müzeyi görüp, aracımızla bir sonraki durağımız olan Perperikon’a doğru yola çıktık.
7000 yıllık geçmişi ile Traklar döneminin kutsal merkezi olan Perperikon; dev bir kaya kütlesinin üzerine kurulmuş, kayaların oyulmasıyla oluşturulan antik bir şehrin kalıntılarının yer aldığı, 360 derece Rodop dağları ve köyleri manzarası ile Balkanların en etileyici arkeolojik alanlarından biri olup, biraz zorlu bir parkur sonrası tırmanılarak çıkılan, ancak görülmeye değer bir yer olarak anılarımızda yerini aldı.
Buradan ayrılıp aracımızla Darıdere’ye doğru yola çıktık. Yolumuz üzerinde; “Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi” ve “Anı Evi Müzesi”ni ziyaret edip; yine yolumuz üzerindeki, savaşta nişanlılarını kaybeden 7 genç kızın, çeyizlerini satarak onların anısına 1428’de yaptırdıkları, tahta işciliği ile dikkat çeken; “Yedi Kızlar” Camii’ni ve mezarlığını ziyaret edip, Türkan Çeşme’ye de uğrayıp, Darıdere’ye doğru yolumuza devam ettik.
Sakin atmosferi, tarihi dokusu, Osmanlı döneminden kalma taş evleri, dar sokakları ve el sanatlarıyla öne çıkan, doğayla iç içe şirin mi şirin bir Balkan kasabası olan Darıdere (Zlatograd)’a ulaşıp, kasabayı keşfe çıktık. Açık olan el sanatları ve yöresel ürünlerin satıldığı dükkanlara uğradıktan sonra, merkezdeki bir kafede bir mola verdik. Yolumuz üzerindeki ortodoks kilisesini görüp, akşam yemeğimizi alacağımız otele doğru, şehir manzarası eşliğinde yola devam ettik. Yöresel tatlar, yöresel canlı müzik ve yöre halkının müziğe eşlik eden danslarıyla keyifli akşam yemeği sonrası, yoğun ama güzel geçen bir günün ardından konaklamak üzere otelimize vardık.
Kaleme Alan : Hayriye Ünal
Fotoğraflar : Hayriye Ünal
Macide Balkan Gönül
https://www.facebook.com/share/p/1CS8Y8ksyU/

