BULGARİSTAN’DA İHMAL EDİLEN
KARDEŞLERİMİZ : ÇİNGENELER

 

 
Bulgaristan'da kendilerini farklı adlandıran iki çeşit Çingene toplumu vardır. Müslüman Çingeneler ve Hıristiyan Çingeneler. Hıristiyan Çingeneler kendilerini Bulgar Çingenesi diye adlandırırken, Müslüman Çingeneler ise kendilerine Türk Çingenesi derler ve başkalarından da kendilerine Türk demelerini isterler.
 
Bulgarlar 100 yıldan biraz fazla olan bağımsızlık tarihlerinde, Bulgaristan vatandaşı olmakla birlikte Bulgar asıllı olmayan diğer insanlara gizli kapaklı olmayan, keskin köşeli ayrımcılık politikası uygulamışlardır. Bu faşizan tutumdan en fazla etkilenenler ise hiç şüphesiz Çingenelerdir. Bulgarlar Çingeneleri o kadar hor görürler ki, iki Bulgar kavga etse birbirlerine söyleyecekleri an ağır küfür "Çingene!" dir. Türkler ise Çingenelerle birlikte aynı köyde yaşamaktan gocunmazlar. Bireysel olarak Çingenelerden hoşlanmayan Türk istisnadır. Herhangi bir köyde Türklerle birlikte Çingenelerde uzun süredir,yüz yıllardır komşu olarak yaşamaktadır.  

Jivkov Çingeneleri Türk kültüründen uzaklaştırmak için elinden geleni yaptı. Şimdi düşünün. Geçmişte Bulgaristan gibi sosyal faşist bir devlette aşırı Türk düşmanlığı vardı. Bulgar idareciler Türklerin her hakkını kısıtlıyordu. Buna rağmen Çingeneler Türk kültüründen ayrılmayı bir an düşünmediler. Çocuklarına Türkçe isimler verdiler. Gizli gizli sünnet yaptılar. Türklere ihanet etmemek için hapislere bile düştüler. 

Deliorman’a, Gerlova bölgesine yolunuz düşerse eğer bir Müslüman Çingene’ye rastlarsanız, onun Çingene olduğunu zor anlarsınız. Adıyla, tavırlarıyla Türkten farkı yoktur. Osmanlıyı sizden bile daha fazla savunur. Çünkü Osmanlı idaresinde Çingeneler en mutlu günlerini yaşadılar Balkanlarda. Osmanlı idarecileri onlara insan gibi davrandı. Türkler onlara ayrımcılık politikası yapmadı. Çingeneler vefakardır. Bulgarlar komünist dönemde ve bugün bile Çingeneleri Türklerden ayırmaya çalıştılar, çalışıyorlar; Çingeneler ise buna direniyor. 
Bulgaristan köylerinde beraber yaşayan Türklerle Çingenelerin mezarlıkları ayrı değildir. Çingeneler Müslüman olmaktan gurur duyarlar. Şumnu’ya bağlı Varbitsa’nın Troşko mahallesinde Türk Çingeneleri yaşar. Bu insanlar kendi aralarında topladıkları paralarla muazzam bir cami yaptırdılar. Ahmet Şerefli “Türk doğduk, Türk öldük” adlı kitabında bir anısını anlatır. Şerefli gazeteci olarak çalıştığı komünist dönem sırasında hiçbir Türkün yaşamadığı  Bulgaristan ‘ın bir şehrine iş için gider. Çarşıda dolaşırken bir Çingene görür. Çingene transistörlü radyoyu boynuna asmış ver sesini sonuna kadar açarak çarşıda dolaşmaktadır.Radyo da Türkçe şarkılar çalmaktadır. Şerefli, Çingenenin yanına yaklaşır. Türkçe seslenir. Çingene anlamaz. Şerefli Çingene’nin Türkçe bilmediğini anlar. Bu sefer Bulgarca olarak anlamadığı halde neden Türkçe dinlediğini sorar. Çingene Ahmet Şerefli’ye bakar ve “ Bulgarlar Türkçe yayını yasakladılar. Ben Türkçe’yi öğrenemedim. Ama inat olsun diye Türk radyosunu dinliyorum.” der. İşte bu Çingeneyi böyle davranmaya iten Osmanlının ona insanca davranmasının sonucudur. Çingene Türklere olan borcunu böyle ödüyordu belkide. 

Türkiye’de bestelenen Türkçe eserleri Bulgaristan Türkleri ilk kez Çingenelerden dinlemişlerdir. Türkçe’nin yaşaması için en önemli unsur olan Türk müziği Bulgaristan’da Çingeneler sayesinde yaygınlaşmıştır. Çingeneler kendi düğünlerinde Türkçe şarkılar türkülerle evlenirler.Çingeneleri Türk kültüründen uzaklaştırılmak için komünistler çok çalıştı. Onlara Türk olmadıklarını propaganda yaptılar. Türk isimleri koymayın, sünnet olmayın dendi. İsimlerine Türkler gibi sahip çıktılar. Sünnet düğünlerini daha da ihtişamlı yaptılar inadına. 
Şimdilerde ise daha büyük bir tehlike var. Küresel güçler Balkan coğrafyasını karıştırmak için en kolay lokma olarak Çingeneleri görüyorlar. Misyonerler sinsi sinsi Çingeneleri Hıristiyan yapmak için uğraşıyorlar. Dinlerini değiştirerek onları Türk kültüründen koparmaya çalışıyorlar. Çünkü Hıristiyan Çingeneler ben Bulgar Çingenesiyim der ve Bulgarca konuşur. Müslüman Çingeneler ise ben Türküm der. Türkçe konuşur.  

Çingeneleri Türk kültüründen koparmak için batı kaynaklı vakıflar, enstitüler harıl harıl çalışıyor. Çingenelere ayrı partiler kurup Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin gücü kırılmak isteniyor. Buna en güzel cevabı gene Çingeneler verdi. Omurtag gibi Çingenelerin yoğun olarak yaşadığı kasabalarda bile HÖH yüksek oy oranı aldı. Oyun tutmadı. Fakat Çingenelerle Türkleri ayırmak istenen güçler boş durmuyorlar. Biz bu olayı şimdiden incelemeliyiz ve gerekli önlemleri almalıyız.  

Çingeneleri asla ihmal etmeyelim.  Bulgarlar Sofya’da Çingenelere ayrı mahalleler kuruyorlar. Onları modern gettolara hapsetmek istiyorlar. Türk bölgelerinde ise Çingeneler ve Türkler aynı yerde, dayanışma içinde yaşamak zorundadırlar. İslamiyet en büyük kozumuzdur. Küresel güçlerin Çingene gençleri üzerine, onları Hıristiyanlığa özendirmesi boşuna değildir. Hıristiyan olan Çingene yavaş yavaş Türk kültüründen uzaklaşır. 

Çingeneler Türklüğe kanının son damlasına kadar bağlıdır. Dolapdere’deki son olaylar bunu ispat etmiştir. Bölücülüğe karşı çıkan Dolapdere halkı ile Bulgaristan’da yaşayan Türk Çingenesi arasında bir fark yoktur. Bulgaristan’da Türklüğünü inkar etmesi için zorlanan Türk Çingeneleri her türlü zorluğa rağmen Türklüğünü inkar bir yana, Türk olmaktan gurur duymuştur.

Ünal METİN
umetin@vatansever.biz
 

 

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman