Fakirlik, Bulgaristan Türklerinin Kaderi mi? 

 

 
Bulgaristan Türklerinin en büyük problemi yoksulluktur. Komünist dönemin ardından, sinsi bir şekilde, belli etmeden Türklerin yaşadığı bölgeler fakirleştirilmiştir. 

Bulgaristan’a gidenler bilir. Gidemeyenler için biz anlatalım.  

Kapıkule veya Dereköy sınır kapılarından geçtikten sonra, yollarda son model Mercedesler, BMWler görürsünüz. Bunlar sistemden faydalanan Bulgarların arabalarıdır. Ne zaman ki, eski Rus, Doğu Alman arabaları olan Jigulilere, Trabançilere, Moskviçleri görürsünüz; artık Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler olan Deliorman’a ya da Rodop köylerine gelmişsiniz demektir. 

Avrupa Birliği’ne tam üye olarak hazırlanan Bulgaristan’ın yolları delik deşik, elektrikleri sık sık kesilen köylerinde Türkler yaşar. Bu köylerde gençler yurt dışında çalışmak zorunda olduklarından ihtiyarlar çalışır. Birçok evin ışığı yanmaz. Ekonomik zorluklardan, ışığı yanmayan evlerin sakinleri ya Türkiye’de ya da Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde ekmek parası kazanmaktadır.  

Komünist idare döneminde, yurtdışına giden insanlar geri dönsün diye ailenin hepsine aynı zamanda pasaport verilmezdi. Akrabalarını ziyaret için Türkiye’ye gelen ana babaların çocukları Bulgaristan’da kalırdı. Bu açıkça bir zulümdü. Peki ya bugün; demokrasi altında, Türklerin durumunda hangi değişiklikler oldu? Şimdilerde görünürde  böyle bir kısıtlama yok. Her Bulgaristan vatandaşına ülke dışına çıkış izni veriliyor. Ama aileler gene bölünüyor. İnsanlar tatil amaçlı değil karınlarını doyurmak için yurt dışına çıkıyor. Gelip geçici mevsimlik işlerde, bazen erkek iş buluyor, bazen kadın. Çocuklar kutup güneşi gibi 6 ayda bir görünen ana babalarından ayrı ninelerle dedelerle büyüyor. 

Bu durumun getirdiği başka problemlerde var. Sosyal düzen bu düzensizlikten büyük yara alıyor. Bölünmüş aileler zamanla ayrılmış ailelere dönüşüyor. Evlilikler bitiyor. Bulgaristan Türkleri arasında boşanmalar son yıllarda büyük artış gösterdi. Milli benliğini asırlarca muhafaza etmiş Türk ailesi, ekonomik zorlukların getirdiği sebeplerle eski özelliğini yitirmek üzere. Ya kadın ya da erkek tek başına yurtdışına çalışmaya gidiyor. Bunun sonucunda çoğu zaman boşanmalar meydana geliyor.  

İşsizlik gizli göçü de hızlandırmış durumda. Bulgaristan Türk köylerinde nüfus azalıyor. Bulgarların nüfusu doğurmadıklarından, Türklerin nüfusu ise işsizliğin getirdiği göç sebebiyle azalıyor. 

Türkler Bulgaristan’ın kırsal bölgelerinde yaşıyor. Geçimleri tarıma ve hayvancılığa bağlı. Ürettikleri ürün ise ancak karınlarını doyuracak düzeyde. Komünist dönemde tarım makineleri devlete ait olduğu için traktör, biçerdöğer gibi araçları olmayan birçok köylü var. Köylü sahip oldukları toprakları işleyemiyor. Ya kooperatife veriyor ya da bir başka köylüye kiralıyor.  

Bulgaristan’da bir devlet dairesine işiniz düşerse çalışan personele bir bakın. İçlerinde     yüzde 1 oranında bile Türk asıllı Bulgar vatandaşı bulamazsınız. Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde bile devlet dairelerini Bulgar asıllılar doldurmuştur. Ben Bulgaristan’a en az 20 sefer gittim. Ne gümrük memuru bir Türk ne de trafik polisi olmuş bir Türk görmedim. Türkler ya köylü ya da işçi olabilirler. 

Türkiye Cumhuriyeti Bulgaristan vatandaşı Türk asıllı insanların işsizlik problemine çare olabilmek için, gücünün yettiği oranda Bulgaristan’daki Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelere yatırım yapmaya çalışıyor. Tırgovişte ( Eski Cuma ) şehrine yapılan Şişecam fabrikasının bölge insanına önemli katkısı olacak. 

Bulgaristan 2007 yılında Avrupa Birliğine tam üye olacak. AB Bulgaristan ekonomisine destek amaçlı krediler veriyor. Her ne hikmetse Türk asıllı köylüler bu kredilerden faydalanamıyor. Ya bilgilendirilmemişler ya da özellikle Türklere kredi vermekte zorluk çıkartılıyor. 2007 yılında AB üyesi olacak Bulgaristan’ın Türk köylerinde hala at arabaları görmek çok normal. 
Seçim zamanlarında oy isteyen milletvekilleri, seçim sonrasında seçmenlerin yanına pek uğramıyorlar. HÖH milletvekilleri bu seçimlerde son şanslarını kullandılar. Halk kerhen oy verdi. Bulgar meclisinde Türklerin de ismi olsun, biz de sesimizi duyuralım diye HÖH adaylarını parlamentoya taşıdı. Halk görevini yaptı. Şimdi sıra HÖH milletvekillerinde. Yıllardır ezilen Türk asıllı Bulgaristan vatandaşlarının bu fakirliğine çare olacak projeler geliştirmek zorundalar. Bu aynı zamanda kendi çıkarlarına da olacak. Türkler fakirlikten ve çaresizlikten Bulgaristan’ı yavaş yavaş terk ederse korkarım ilerde HÖH aday bulmakta bile zorlanır. 
HÖH milletvekilleri ayaklarındaki iskarpinleri çıkarıp, çizmeleri çekip Türk köylerine gitmelidirler. Halkın yoksulluğuna ortak olmalıdırlar. Türklerin sorunlarını çözmek için projeler üretmelidirler. 

Türkiye’de kurulan ve amaçları Balkanlarda yaşayan soydaşlarımızın problemlerini kamuoyuna iletmek olan derneklerin de birinci görevi, Balkanlardaki Türklüğün koruyucusu ve yaşatanları olan bu insanlara destek olmalarıdır. Maalesef derneklerimizde yeteri kadar gayret göremiyoruz. Dernekler şarkılı türkülü gecelerle faaliyet yaptıklarını zannediyorlar. Bulgaristan’dan konser için davet edilen, homoseksüel bir pop şarkıcısına 130 milyon ödeyerek bilet alan ama derneklerin bir gün kapısını açmayan insanları da şiddetle kınıyorum. Şuursuzluk bizim sonumuz olacak. Evlad-ı Fatihan’ı bu hallere düşüren yöneticileri de lanetliyorum. 

Akıllı, çalışkan ve güçlü Bulgaristan Türk’ünün kaderi asla fakirlik değildir. Elbette bu büyük millet derlenip toparlanacaktır. Kendi çıkarları için halkını unutmuş yöneticileri de unutmayacaktır.

Ünal METİN
umetin@vatansever.biz

 

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman