Sizlerden Gelenler:
Mütareke Yıllarında Batı Trakya Türklerinin Mahallî Savaşları

 

Yrd.Doç. Dr. Zerrin Balkaç

          Nihayet 1918’den sonra; Batı Trakya’da mahallî Türk liderleri “siyasî istikbâl”leriyle ilgili gayet kesif bir faaliyeti belirli “siyasî mahreç”lere teksif etmişlerdir. Böylelikle de yakın gelecekte Batı Trakya üzerinde yabancı ve Türk toplumunun asla ve katiyetle tasvip etmediği ve etmeyeceği “siyasî vesâyet”i önlemek cihetine gitmişlerdir.[1]


          Nitekim bu tarihte (1918’de) Bulgar “sobranya”sı nezdinde Dedeağaç milletvekili Hacı Saffet Bey, Kemâl Bey; Gümülcine milletvekili Av. Ethem Rûhî Balkan, müderris Salih Kayalı, müderris Yusuf Efendi, Peştere’li Tevfik Bey; İskeçe milletvekili Haşim Bey’le Hüsnü Bey’ler 18 Aralık 1918’de Bulgar devleti nezrindeki bütün Avrupa devletlerinin büyükelçilerine Batı Trakya jeopolitik, jeoetnik ve jeoekonomik durumlarıyla ilgili gayet mufassal bir “muhtıra” tevdi ederek, Batı Trakya Türklerinin genel ve açık muvafakati alınmadan herhangi bir “jeopolitik” tasarrufa gidilmemesini istemişlerdir.
[2]
Sofya’da 18 Aralık 1918’de 8 Batı Trakya Türk milletvekilince parafe edilerek Sofya’daki bütün Avrupa devletlerinin ve bilhassa “İtilâf Devletleri”nin büyükelçilerine tevdi edilen “muhtıra” esasında “Teşkilât-ı Mahsusa”nın Batı Trakya bölümü görevlisi Hafız Ali Galip’le yine “Teşkilât-ı Mahsusa”nın Rodop-Batı Trakya bölümü görevlisi Av. Ethem Ruhî (Balkan) tarafından hazırlanmış olup; diğer milletvekillerine ise; bu “tarihî muhtıra” parafe ettirilmiştir.
[3]
   

    Sofya’daki “düvel-i muazzama”nın büyükelçilerine 18 Aralık 1918 tarihli “muhtıra” Balkan Türklüğünün bekasının inkıtasız olarak devam ettirmesine îman etmiş iki “Teşkilât-ı Mahsusa” görevlisince hazırlanmış olduğu ve Sofya’daki ilgili muhatap büyükelçilere tevdi ettirildiği pek çok Teşkilât-ı Mahsusa”nın üst düzey görevlisince bilindiği gibi; “görülen lüzum” gereği gizli ve yalnız belirli unsur arasında mahfuz kalmasına azamî itina gösterilmiştir. Hâlen de gösterilmektedir...


           Teşkilât-ı Mahsusa’nın Batı Trakya ve Rodop-Pirin bölümü incelendiğinde; 1912’den sonra, 3-4 unsurun yalnız Batı Trakya, Rodop-Pirin değil; Bulgaristan’ın geneliyle Balkan’ların bazı bölgelerine de yönelik fevkalâde kesif faaliyetler gösterdikleri ve tahminin fevkinde “millî hizmet” ifa ettikleri yakın mazinin meçhûl ve mahfuz kalan gerçekleridir. Balkan jeopolitiğinde 1912’den 1923 yılına kadar Türklüğün bekasıyla ilgili bütün gelişmelere fiilen müessir olan bu mümtaz 4 Teşkilât-ı Mahsusa müntesibi Hafız Ali Galip, Av. Ethem Ruhî (Balkan) ile Nevrokop’lu Celâl (Perin) ve Peştere’li Tevfik Bey’dir...
[4]
BATI TRAKYA İLE İLGİLİ FAALİYETLER SOFYA’DAN İSTANBUL VE ANKARA’YA TEKSİF EDİLMİŞTİR


       Batı Trakya Türkleriyle ilgili olarak 18 Aralık 1918’de Sofya’daki bütün Avrupa devletlerinin büyük elçilerine sunulan “muhtıra”dan müspet bir sonuç meydana gelmediği müşahade edildiğinden faaliyetler görülen lüzum gereği İstanbul’daki “İtilâf Devletleri”nin askerî ve diplomatik misyonlarına teksif edilmiştir.


       Nitekim fevkalâde gerekçe sonucu Hafız Galip’in ısrarlı girişim ve teşvikleri sonucu Nevrekop’lu Celâl Perin, Edirne milletvekili Faik Kaltakkıran, Galip Bahtiyar’la Av. Şeref Bey’lerden müteşekkil Batı Trakya Türklerini “İtilâf Devletleri” nezdinde temsil eden “siyasî misyon” oluşturulmuştur.
[5]


      Bu “siyasî misyon” yalnız ve münhasıran Batı Trakya Türklerinin mezkûr tarihteki durumları ve “siyasî istikbâl”lerini ihtiva eden mevzulara yönelik faaliyet girişiminde bulunmuştur. Keza Hafız Ali Galip’in çok yönlü teşebbüsü sonucu Nevrokop’lu Celâl Perin, Edirne milletvekili Faik Kaltakkıran, Galip Bahtiyar’la Av. Şeref Bey münhasıran Batı Trakya’nın siyasî geleceğiyle ilgili olarak hazırlamış oldukları mufassal bir “muhtıra”yı birlikte parafe ettirdikten sonra; 17 Ekim 1919’da İstanbul’da “İtilâf Kuvvetleri”nin Fransız komutanı General F. d’Esperey’e tevdi etmişlerdir. Böylelikle, “itilâf devletleri”nden yalnız ve münhasıran Fransız devlet, hükûmet ve askerî misyon yetkililerinin sür’atle Batı Trakya Türklerine gerekli ve çok yönlü bir ilginin gösterilmesine vesile olunması istenmiştir.
[6]

 

BATI TRAKYA’DAKİ FRANSIZ KOLONEL GENEL VALİ CHARPIE’YE VERİLEN BİR “MUHTIRA”MIDIR, VEYAHUT “ÜLTİMATOM” MUDUR?


         General F. d’Esperey’e 17 Ekim 1919’da İstanbul’da makamında tevdi edilen “muhtıra”dan istenen müspet bir sonuç alınmadığından 7-8 ay sonra; Gümülcine Belediye Başkanı sıfatıyla Hâfız Ali Galip 10 Mart 1919’da “İtilâf Hükümetleri”nin Batı Trakya nezdindeki Fransız kolonel genel vali General Charpie’ye Batı Trakya Türkleri adına fevkalâde bir görüş ve istekler ifade eden bir “muhtıra” değil de; âdeta bir “ültimatom” vermiştir.

 

        Bu “muhtıra”yı süratle inceleyen general Charpie 2 gün sonra; 12 Mart 1919’da Hafız Ali Galip’e Fransızca cevap göndermiştir. 2 nolu “belge”de Fransızca yer alan ve 1 nolu “belge”de ise; “Türkçe”si de yayınlanan Fransız resmî ve cevabı yazısı, bugün için de dikkate değer fevkalâde görüşler ifade etmektedir.[7]


      Hafız Ali Galip, 1919-1920’de siyasî şartlar ve zemin müsait olduğu nispette bilhassa Fransa nezdinde çok yönlü girişimler yaparak Batı Trakya’da “otonomist” veyahut da “aftonomist” bir fikrî görüşe ciddî bir “aksiyon” kazandırmak istemiştir. Bütün bu tarz girişim ve faaliyetlerle Hafız Ali Galip yalnız Batı Trakya’da değil; Balkan Türkleri nezdinde de tarihte ilk defa “selfdeterminasyon” ve “üniter otonom” bir devletin teşekkülüne zemin hazırlamakla temayüz etmiştir.


         Hafız Ali Galip, 10 Mart 1919’da kolonel genel vali Charpie’ye vermiş olduğu “muhtıra” girişimini yeterli görmediğinden general Charpie’nin de muvâfakatini alarak İstanbul’a gitmiştir. İstanbul’da ise, 2-3 gayet fasih Fransızca bilen “Teşkilât-ı Mahsusa” mensubunun “İtilâf Kuvvetleri Karargâhı” nezdinde yaptıkları girişim sonucu Hafız Ali Galip’le general F. d’Esperey arasında geniş yönlü bir mülâkatın yapılması temin edilmiştir.
[8]
Bu mülâkatta Hafız Ali Galip, General Franshet d’Esperey’e Batı Trakya’nın jeopolitik, jeo-etnik ve jeoekonomik durumu ve siyasî istikbâliyle ilgili olarak 18 Aralık 1919’da Batı Trakya’lı 8 Türk milletvekili tarafından Sofya’da bütün “Düvel-i Muazzama”nın elçilerine ve keza Fransız büyük elçisine de bir “muhtıra” verildiğini ve 17 Ekim 1919’da ise; Batı Trakya Türkleri “siyasî misyonu” olarak İstanbul’da kendilerine yine Batı Trakya problemini ihtiva ve ifade eden bir “muhtıra” takdim edildiğini; bu girişim ve isteklere Fransız hükümetiyle diğer ilgili mercilerin ne nisbette ilgi gösterdikleri açıkça hatırlatılmış ve sorulmuştur. Keza, ayrıca Gümülcine Belediye Başkanı olarak 10 Mart 1919’da Batı Trakya kolonel genel valisi general Charpie’ye yeni bir “muhtıra” daha verildiği de ayrıca ifade edilmiştir.
[9]

Hafız Ali Galip, General Franshet d’Esperey’e yalnız Batı Trakya’da değil; Balkan jeo-politiğiyle jeoetniğinde her an meydana gelmesi muhtemel gayet vahim siyasî intifa durumlarını belirtmiş ve Batı Trakya’nın ne Bulgaristan’a ve ne de Yunanistan’a herhangi bir “siyasî mizansen gerekçe”siyle terk edilme girişiminden süratle kaçınılmasını ve yalnız Fransız “siyasî-idârî vesâyet fikri”nin açıkça benimsenerek “de facto” uygulanmasını, aksi takdirde; bu fikir ve görüşlerin “İtilâf Hükümetleri”yle ilgili komisyon nezdinde ısrarla müdafaa edilmesini istemiştir. İstanbul’da bu temaslarını kısa sürede tamamlayan Hafız Ali Galip süratle Gümülcine’ye dönmüş ve 14 Mayıs 1919’da ise; Gümülcine Yunan kuvvetleri komutanı General Leonardopulos tarafından işgal edilmiştir.
[10]


İLMİN VE TARİHİN IŞIĞINDA GÖRÜLEN GERÇEKLER


     Eğer 31 Ağustos 1913’ten itibaren Batı Trakya’nın sathında meydana gelen “tek yönlü” ve “çok yönlü” siyasî hadiseler tamamen objektif analiz kıstaslarıyla incelendiğinde; “millî iftihar” vesilesi olan menkıbelerle dopdolu olduğu görülmektedir. Çünkü, Batı Trakyalı Türk, “toplum iradesi”ni “hür” bir zemine oturtmak için işgalcilerle mücadele ederken, diğer taraftan da 1918 yılına kadar İstanbul hükümetlerine ve 1918-1919’dan sonra ise; Ankara’da Mustafa Kemal (Atatürk)’in başkanlığında 23 Nisan 1920’de teşekkül eden “TBMM”si hükümetlerine maddî ve manevî yönden tasavvurun fevkinde yardım yaptığı bir vakıadır.
[11]
Batı Trakya Türklerinin 1913’ten 1923 Lozan Barış Anlaşması’na kadar fasılasız devam eden “millî kurtuluş mücadelesi” safhasının bütün hamâsî ve menkıbevî “özellikleri bugün için, her ne kadar yalnız mahdut kişilerce bilinmekte ise de; bazı vesilelerle yayınlanmakta olan “vesâik”ler yıllardır âdeta “gizli” kalmaya mahkûm edilen “tarihî gerçek”ler bir bir satha çıkmakta ve bu mevzuda kişilere gayet geniş bir bakış “ufku” özelliği kazandırmaktadır. Nitekim “bilgi”lerinize sunulan Hafız Ali Galip’in Gümülcine Belediye Başkanı sıfatıyla 10 Mart 1919’da Batı Trakya’nın Fransız kolonel valisi general Charpie’e tevdi ettiği “muhtıra” halen meçhul bir hususiyet ifade eden tarihî safhaları bir bir aydınlatmaktadır.
[12]
Bu “belge-vesaik” Hafız Ali Galip’in ne nispette bir “alp eren” ve ne nispette ciddî bir “Teşkilât-ı Mahsusa”cı ve ne nispette bir “dinî-millî misyon” özellikli bir “lider” olduğunu tevsik ve teyit etmektedir. Kaldı ki, şu yakın mazide B. Trakya’da tezahür eden siyasî ve millî hâdiseleri incelemek ve öğrenmek isteyenler bu “vesâik”i tekrar tekrar okumalıdır.
[13]


 

BELGE NO: 1


Kolonel General Carpie Hazretlerine,


Gümülcine, 10 Mart 1919


Elyevm Gümülcine Belediye Başkanı sıfat ve salâhiyetini hâiz olduğumdan; mezkûr “muhtıra”yı âcilen hükümetinize ve alâkalı mâfevklerinize tevdi edilmesini hürmetle arz ederim.

Elyevm Gümülcine Belediye Başkanı Hafız Ali Galip


MUTASAVVER GARBÎ TRAKYA CUMHURİYETİ HAKKINDA MUHTIRA


Muhterem Kolonel,


Beldemize gelmenizden ve gelip de uhdenize “kolonel”lik tevdî edildikten sonra; Garbî Trakya’nın “kadîm tarihi”yle meskûnlarının muhtelif yönlü durumlarını gayet şumûllü olarak tedkik ettiğinize kâniim. Biz, bu belde meskûnu Müslüman-Türkler en az 6-7 asırdır bu toprakların dâmî ve sâbit meskûnuyuz. kaldı ki, yine Osmanlı fütûhâtından evvel de, bu topraklarda muhtelif Türk kavimleri bazen geçici ve bazen de asırlarca meskûn olmuştur. Binaenaleyh, Garbî Trakya sathında tarihin herhangi bir asrında ne Grekler-Elenler ve ne de diğer Slav-Bulgar kavimleri gelip de ilânihaye meskûn (otokton) bir unsur husisiyeti kat’iyen arz etmemiştir.


Tarih boyunca bu bâkir ve umumiyetle gayr-i meskûn yöreyi atalarımız dâimî meskûn (otokton) ve müreffeh bir belde yapmıştır. Eğer devletiniz ve Paris’teki hükümetiniz Garbî Trakya’nın “siyasî âti”siyle alâkalı herhangi bir “karar” istihsal edecekse; âtide arz edilen hususları ciddiyetle dikkate almalıdır. Zira, biz Türkler, asırlar boyu tamamen hür ve müstakil bir hayatı ruhûmuzun derinliklerinde ve enginliklerinde mecz etmiş bir milletiz. Zevâl bulmayan yalnız ALLAH’ın kudret ve azametidir. zamanı geldiğinde nice nice muhteşem ve mücessem imparatorluk, tâcidarlık, cumhuriyetle milletler bir bir inhilâl ve inkırazla karşı-karşıya kalmıştır. Bu bakımdan mütekebbir hâkimiyet iddia ve tatbikatı her zaman menfî netice tevlid etmiştir.


GARBÎ TRAKYA’DA FRANSIZ HÂKİMİYETİ DÂİMÎ MİDİR, YOKSA GEÇİCİ MİDİR?..
Garbî Trakya’daki bilumum Müslüman-Türkler uzun süredir birebirlerine ve bendenize de “Garbî Trakya’da Fransız hâkimiyeti dâimi midir, yoksa giçici midir?” sorusunu tevcih etmektedir. Bu hususta herhangi müspet bir malûmatımız olmadığından; hâliyle muhataplarımıza tatmin edici ve mukni cevap vermemiz ve mütesellî etmemiz pek mümkün olmamaktadır.

 

Ekselans Kolonel,


Şu hususu sarahatle ifade edeyim ki, Türk milleti ve bu milletin bütün cüz’-i tamları tarihin herhangi bir döneminde asla “esaret” hayatı yaşamış değildir. Zira, esaretin çok iğrenç bir zillet, meskenet ve atalet olduğunu müdriktir. Keza, “millî gurur”ları da esaretin zilletini kabûle katiyetle cevaz vermemektedir. Binaenaleyh, yakın bir âtide Garbî Trakya’nın “siyasî statüsü”yle alâkalı Paris hükümetince ve kezâ “İtilâf Hükümetleri”nce de herhangi bir “selfdeterminasyon”u ihtiva eden “Mutasavver karar”ın alınması elzem ise; alâkalı hükûmetlerce şu durumlar çok yönlü ve ciddiyetle dikkate alınmalıdır:


A. Halen Garbî Trakya’da mevcut olan Müttefikler arası Trakya Hükümeti (Thrace Intérallié) devam ettirilmeli ve bütün “İtilâf Hükümetleri” resmen tanıyarak mezkûr hükümet nezdinde Gümülcine’ye süratle “diplomatik misyon”larını göndermelidir.


B. Bu tam müstakil veyahut da yarı müstakil (otonom-aftonom) devletin-hükûmetin “siyasî-mülkî hudut”ları Drama, Kavala, İskeçe, Gümülcine’yle Dedeağaç’ın Meriç mensabındaki bütün şehir ve mülhakatlarına teşmil edilmelidir.


C. Sür’atle “Teşkilât-ı Esasiye Kanunu” (Anayasa) hazırlanarak tatbiki cihetine gidilmelidir. Siyasî fırkaların teşekkülüne de süratle zemin hazırlanmalı ve en az 50 Meclis-i Müessian (Parlamenter) müntesibinden müteşekkil bir “parlamento” teşekkül ettirilmelidir.


Ç. Resmî dil Türkçe olup; bilumum gayr-i Türklere kendi dillerinde tedrisat, neşriyat ve âyin-i rûhanî bahşedilirken; Gümülcine’de pek çok fakülteyi ihtiva eden Fransızca tedrisat yapacak bir “darülfünûn” (üniversite) sür’atle açılmalıdır.


D. Halen mevcut olan Müttefikler arası Trakya Hükümeti (Thrace Interallié)’nin meşrûiyeti bütün “İtilâf Devletleri”nce resmen tanınmalıdır.


Herhangi bir vesileyle Garbî Trakya’nın “siyasî âtî”si (self-determinasyon) üzerinde tamamen “münferit karar”ların istihsâli cihetine katiyetle gidilmemelidir. Eğer Garbî Trakya halkının tamamen “hür irade”lerinin istihsaliyle “selfdeteminasyon”a gidilecek ve bir gerçek intihabat (referandum-plebisit) yapılacak ise; bu intihabat “Müttefikler arası Trakya Hükümeti”, diğer bütün “İtilâf Devletleri”nce resmen tanındıktan sonra yapılmalıdır. Zira, bugünkü şerâit (statü) altında yapılması muhtemel herhangi bir intihabatın (referandum-plebisit) neticesi hangi yönden müspet olursa olsun, gayr-i meşru ve sûizanlı bir durum meydana getireceği tabiîdir.

 

Bu itibarla:


1. Müttefikler arası Trakya Hükümeti’nin muvâfakatiyle Gümülcine’de süratle ve en az 50 kişiden müteşekkil bir “Müessisan Meclisi” (parlamento) teşekkül etmelidir.


2. Garbî Trakya’nın “siyasî âtî”siyle ve “self-determinasyon”u ihtiva eden intihabat (referandum-plebisit) kararı yalnız “Müessisan Meclisi” müntesiplerinin “hür irade”lerine tevdi edilmelidir.


İntihabatta (referandum-plebisit) müntehipler “Yunan” veyahut da “Bulgar idareleri”ni tercihi katiyetle değil de; şu tercihler ciddiyetle dikkate alınmalıdır:


A. Fransız vesâyeti mi?


B. İtilâf Devletleri arası Umumî bir vesâyet mi?


C. Tamamen müstakil (aftonom) bir Garbî Trakya Cumhuriyeti mi?


İntihabatta (referandum-plebisit) yalnız bu hususlar-şıklar (varyant) tercih mevzuu olmalıdır.
Bulgar’ların ve diğer Balkanlı Slavlarla Yunanlıların ne nispette gayet marazi (patolojik) bir “İslâm-Türk düşmanı” olduklarını elbette ki, bizler yakınen bilmekteyiz. Bilhassa Balkan harbinin, Balkan Türklerine tevlit ettiği dehşetengiz faciâları herhangi bir sebeple ne unutmamız ve ne de hafızalardan silmemiz mümkün değildir. Bu vahim faciâları, siz Avrupalıların idrak etmesi pek mümkün görülmemektedir. İslâm-Türk muhasımlığı mevzuunda ne Yunanlıyı Bulgar’a, ne de Bulgar’ı Yunanlıya tercih ettirecek herhangi mücbir bir sebep de yoktur. Sizlerin nezdinde Fransız hükûmetiyle diğer itilâf hükûmetleri bu hususları ciddiyetle dikkate almak mecburiyetindedir.


Ekselans Kolonel,


Herhangi mücbir bir sebeple Garbî Trakya’nın Yunan veyahut da Bulgar idaresine ve vesâyetine tevdii, Balkanlar’da sonu gelmeyen mevziî bir mukâtele, sûriş ve dâimî bir adem-i istikrarın doğmasına âmil olacağı tabiîdir. Bu menfi ve müessif durumun fâil-i aslîsi ise; “İtilâf Hükümetleri” olacaktır. Bu bakımdan bilhassa tarihî Yunan muhibliği (Grekofil) terk edilerek, Garbî Trakya’nın siyasî âtisi üzerinde sathî, hissî ve yalnız “münferit devlet menfaatleri” dikkate alınarak herhangi bir “karar” alınmamalı ve ne de tatbikine tevessül edilmemelidir. Zira, bu beldenin ve bu toprakların asırlardır dâimi “meskûn-ı aslî”si Müslüman-Türklerdir.
Keza; âcilen bir “Müessisan Meclisi” teşekkül etmeden; elyevm “İtilâf Devleteriarası Trakya Hükûmeti”nin “dâmî meşrûiyeti” bilumum bütün İtilâf Devletleri”nce de resmen tanınmadan tamamen nenfî ve hafî maksatları ihtiva edecek olan bir “referandum-plesibit”in yapılmasından süratle sarf-ı nazar edilmelidir. Zira, milletimizin ve halkımızın “hür irade”lerinin herhangi bir yöne teksif ve tecellîsi muayyen ve münferid “belde-i eşraf”la “havas”ın kat’iyen ellerinde değildir ve olmamalıdır. Hür iradenin mutlak temsilcisi “AVAM”dır. Meclis-i Müessisan’dır... Eğer asırdîde Fransız “İhlilâl-i Kebîr”i vatan sathında gayet şumûllü bir intifa ve müspet bir netice tevlit etmiş ise; bu durumun “fâil-i aslî”si Fransız “avam”ıdır.


Eğer Fransa’dan bu “İhtilâl-i Kebîr” sonucu bütün uyuyan milletlere şâmil bir “fikrî intibah” teşmil edilmiş ise; bizler, en evvel Fransız “avam”ına ve müteakiben de Fransız hürriyetperver münevverlerine medyun-ı şükranız. Binaenaleyh, Garbî Trakya’da herhangi bir siyasî, idarî ve mülkî bir tebeddülât yapılacak ise; en evvel “avam”ın da fikir, siyasî görüş ve hür iradeleri de ciddiyetle dikkate alınmalıdır. Zira, belde-i eşraf’la havas’ın bu babdaki “siyasî mülâhaza”ları tamamen sathî olup; halkımızın yalnız münferit unsurlarının görüşlerini ifade etmektedir. Halbuki nüfus kesafetini “avam” teşkil etmektedir. Şu husus târihî bir gerçektir ki, “avam”dan ilham almayan ve “avam”a müstenit olmayan bütün idareler yıkılmaya mahkûmdur. Zira, hakikî “irade-i millî”yi “avam” temsil ve teşkil etmektedir.
Ekselanslarına şu hususu da ayrıca arz edeyim ki, eğer “avam”ın muvâfakat ve müzâharetinin dışında herhangi bir “karar” alındığında; mezkûr “karar” hezîmetle ve adem-i tatbikle sonuçlanacaktır. Kaldı ki, “avam”ın Garbî Trakya’nın “siyasî âtî”si hakkında vâzıh görüşü Yunanistan’la Bulgaristan’ın aleyhindedir. Zira, bu her iki halk siyasî ve medenî rüştünü ikmâl etmediğinden; Balkanların en gaddar ve en mütegallibe topluluğudur. Yalnız zâhirî bir “millet sıfatını, vasfı”nı hâizdir. Maruzâtımı Ekselans Kolonel’in tavassutlarıyla Fransız Hükûmetinin alâkalı makamına arz edilmesini istirham ederim.
[14]



 

 

BELGE NO: 2


Sayın Belediye Başkanı Hafız Ali Galip


Gümülcine 12 Mart 1919


Şahsım vasıtasıyla âcil olarak Fransız Hükümetine tevdi edilmek için, gönderdiğiniz 10 Mart 1919 tarihli Türkçe “muhtıra”nız süratle Fransızca’ya tercüme edilerek detaylı bir şekilde incelenmiştir.
Muhtıradaki isteklerin gereği için, durum telgrafla hükümetimize ve diğer bütün ilgili mercilerin bilgisine intikâl ettirildi. Ayrıca görüşlerinizin tamamı dikkate alındığından; herhangi bir uygulama için de “merkez”den âcil olarak “tâlimat” istendi.
[15]
Kolonel Genel Vali


General Charpie


 

[1] Zerrin Balkaç; Batı Trakya Tarihinde Referandum-Plebisit Olaylarına Bir Bakış, Şafak Dergisi, Mayıs 1996, Gümülcine-Yunanistan, s. 13.

[2] Rıdvan Hasan; Batı Trakya Tarihi, (Uludağ Üniversitesi, İlahiyat Fak. Lisans tezi), 1997, s. 56.

[3] Dr. Zerrin Balkaç; Teşkilât-ı Mahsusa'nın Batı Trakya havâlisi Faaliyetleri ve Hafız Ali Galip ve Bazı Gerçekler, Türk Diplomatik Gazetesi, Eylül-Ekim 1996, Istanbul, s. 13.

[4] Dr. Zerrin Balkaç; a.g.d., s. 14.

 

[5] Ahmet Aydınlı; Atatürk ve Batı Trakya Türkleri, Tanıtım Dergisi, Aralık 1989, İstanbul.

[6] Ahmet Aydınlı; a.g.d., s. 29.

[7] Dr. Zerrin Balkaç; a.g.g., s. 13.

[8] Dr. Zerrin Balkaç; a.g.g., s. 14.

[9] Dr. Zerrin Balkaç; a.g.g., s. 15.

[10] Dr. Zerrin Balkaç; a.g.g., s. 14.

[11] Dr. Zerrin Balkaç; a.g.g., s. 15

[12] Dr. Zerrin Balkaç; a.g.g., s. 14.

[13] Rıdvan Hasan; a.g.t., s. 64

[14] Rıdvan Hasan; a.g.t., s. 64

 

[15] Rıdvan Hasan; a.g.t., s. 65
 

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman