Bir Köşe yazısı:"Göçmenler ve Sorunları"

 

 

Cihan SERT

Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü Almira Otel’deki “Dış Türkler Toplantısı”na katıldım. Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah GÜL’ün de katıldığı toplantıda çeşitli Türk göçmen derneklerinin başkanlarının konuşmalarını, dolayısıyla da sorunlarını dinleme fırsatı buldum. 22 göçmen derneğinin ortaklaşa düzenlediği toplantı oldukça verimli geçti. Ben bu kadar çok göçmen derneğinin bulunduğunu bilmiyordum. Önce bunu öğrenmiş oldum, sonra da göçmenlerin içinde bulundukları durumu ve sorunlarını …

Ertesi gün de BALGÖÇ seçimleri vardı. Balgöç başkanı sayın Prof Dr Emin BALKAN ve ekibi güven tazeledi. Kendilerini kutluyor ve çalışmalarında başarılar diliyorum. Dış Türkler Toplantısı’nda Emin Balkan tarafından dışişleri bakanı’na sunulmak üzere hazırlanan rapor katılımcılarla da paylaşıldı. Şimdi sizlere bu rapordan bazı alıntılar yapmak ve göçmenlerimizin ne gibi zorluklarla yüz yüze olduğunu anlatmak istiyorum.

Öncelikle yurt dışına çıkan her vatandaşımızdan “yurt dışı çıkış harcı” adında bir para alınmakta. 70 YTL civarında bir para. Türkiye’ye göç etmiş ve Türk vatandaşlığına geçmiş olan soydaşlarımıza yılda bir kez bu harçtan muaf olma imkanı tanınmış, ancak bu kişilerin Türkiye’de doğan çocuklarına bu imkan tanınmamakta. Ayrıca yılda bir kez tanınan bu muafiyet ne kadar yeterli? Akrabalarının çoğu orada olan soydaşlarımız var, onların yılda beş-on kez doğdukları yerlere gitmelerinden daha doğal ne olabilir ki? Ayrıca bu harcı ödeseler de gitmeleri o kadar da kolay olmuyor, çünkü onlara da vize uygulanmakta ve vize vermemek için tüm zorluklar çıkarılmaktadır. En azından oralarda doğan vatandaşlarımız ile onların eş ve çocuklarına vize muafiyeti getirilmesi için girişimlerde bulunulması gerekmektedir.


Yine ülkemize göç etmiş ve henüz Türk vatandaşlığına geçememiş olan soydaşlarımız, hastalandıklarında sağlık hizmetlerinden yararlanamamaktadır. 2002 yılına kadar bu soydaşlarımıza ücretsiz tedavi sağlanmaktaydı. Bu uygulamanın tekrar başlaması gerekir.


Yakın zamanlara kadar Türkiye’de tapu almaları mümkün olan soydaşlarımız, Anayasa mahkemesinin yabancılara mülk edinme yasasını iptal etmesinden sonra ülkemizde mülk edinememekteler. Henüz vatandaşlık almamış olan soydaşlarımız için ek bir düzenleme yapılması gerekir. Ayrıca bu hak ile birlikte çalışma izni mecburiyetinin de kaldırılarak emniyetten aldıkları ikamet tezkerelerinin her iki işlem için de, yani hem mülk edinme hem de işe başlama konularında yeterli olması gerekmektedir.

Bu insanlara çektirdiğimiz eziyetin ve onlara yaptığımız ikinci sınıf vatandaş muamelesinin bir anlamı yoktur. Türkiye’ye gelmiş bir turist ile ana vatanına göç etmiş bir soydaşımızın bir farkı olmayacak mıdır? Onları bu tip bir sürü zorluklarla karşı karşıya bırakıyoruz. Sonra bir de utanmadan ikamet tezkerelerinden yıllık harç alıyoruz. İkamet tezkerelerini de ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ile evli olma durumunda veriyoruz.

Bence önce şuna karar vermeliyiz; biz bu insanları istiyor muyuz, istemiyor muyuz? “Biz sizi çok seviyoruz, başımızın üstünde yeriniz var” demekle bu işler olmuyor. Önce o şekilde konuşacaksın, sonra da gelmemeleri için elinden geleni yapacaksın. Türkiye’nin artık “Dış Türkler” konusunda da net ve kesin bir tavrı olmalı. Ve bu politika gelen iktidarlara ve onların başbakanı ile dışişleri bakanının keyfine göre değişmemeli. Hatta ve hatta Dışişleri Bakanlığı’ndan bağımsız bir “Dış Türkler Bakanlığı” bile kurulmalı ama benim pek ümidim yok.

Önce ana vatanlarına gelen ve gelmeyi düşünen soydaşlarımıza yapılan bu muamele düzelsin ki, sıra yurtdışında yaşayan Türk kökenli insanlara sahiplenmeye gelsin. Türk dünyasında kültürel etkinlikler düzenlenerek oradaki Türklere kültürünü unutturmamak… yurtdışındaki Osmanlı_Türk eserlerini korumak… oralarda yaşayan vatandaşlarımıza hala uygulanan asimilasyonların engellenmesi… onları din ile değil Türklük ile bir arada tutmanın önemi… bunları hiç söylemiyorum. Çünkü dersimizde daha o konulara gelmedik. Daha hecelemedeyiz… okumayı sökünce inşallah.

Tüm okurların yeni yılını kutluyor, hepinize sağlıklı, mutlu ve gönlünüzce bir yıl diliyorum.

Sevgiyle kalın…
 

http://www.bursahaber.com.tr/yazi.php?yazi=75

 

 

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman