Sizlerden Gelenler:
TÜRKÇE SORUNUNDA ÇIKIŞ YOLLARI

 

 
 

Türkçe’nin Bulgarca ve matematik gibi esas derslerin statüsüne alınmayıp, hem Anadili, hem de yabancı dil gibi okutulması öğretimi karmakarışık bir duruma getirdiğinden kör duman gibi hem var, hem yok görünümüne girdi. Komşu ülkeler Romanya ve Yunanistan’da Türk azınlık çocukları Türkçe’yi zorunlu okurken bizde hala seçmeli sistem uygulandığından Türkçe öğretimi demokrasinin ayıbına dönüştü. Bulgaristan Türk toplumunun kimliğini ilgilendiren bir sorunu Eğitim Bakanlığının sürünceme de bırakmasının olumsuz etkisi gerçektir. Sorundan kaynaklanan tedirginlik inkar edilemez. Bundan dolayı Kırcali Eğitim Müfettişliği Türkçe müfettişi Harun Bekir’le HÖH il Başkanı Bahri Ömer’in girişimi ve HÖH milletvekili Lütfi Mestan’ın katılımıyla Türkçe sorunu 23 Mayısta Kırcali’de masaya yatırıldı. Türkçe öğretmenleri toplantısının ilk olarak Avrupa İnsan harları Çerçeve Anlaşmasına uyularak Türkçe yapılması dikkat çekiciydi. Tabi düşüncelerini Türkçe ifade edemeyenler Bulgarca konuştular.

Bahri Ömer “Bizim sorunlarımızı sadece biz çözümleyebiliriz...” demesinde haklıdır. Milletvekili Lütfi Mestan Türkçe okuyanların sayısının yıldan yıla azalmasından endişelerini belirtti. Sorunun ciddiliği yapay olarak yaratılan engellerin aşılmasını gerektirmektedir. Toplantıda öne sürülen rakamlar korkunçtur. Verilere göre 1998 yılında memleket genelinde Türkçe okuyan çocuklarımızın sayısı 55600 iken, bu yıl bu sayı 31349’a düşmüştür. Yani 5 yıl içerisinde 24000 azalma olmuştur. Yalnız Kırcali ilinde birkaç yıl önce Türkçe okuyanların sayısı yaklaşık 12000 iken bu öğretim yılında ancak 7739 çocuk Anadilini okuyabiliyor. Bir çok okulda yalnız göstermelik birkaç grup oluşturulmuştur. Birinci sınıflarda ilk genelinde Türkçe okuyanların sayısı 799’dur. Okullarda yabancı dil ağırlıklı sistem uygulandığından, ana babalarla toplantılar yapılarak, çocukların Bulgarca bilmedikleri neden gösterilip, birinci sınıflarda zorunlu seçmeli uygulandığı için Türkçe rafa kaldırılmıştır. Bu da, kim ne derse desin, Türkçe’mize indirilen yeni bir darbedir. Hatta Momçilgrat gibi bir kentte bu yıl Türkçe okunmamaktadır. Bunu aklınıza sığdırabiliyor musunuz? Türkçe’nin program dışı okutulması gene başka bir baş ağrısı. Öte yandan serbest seçmelide Türkçe dörder saatken, zorunlu seçmelide I-III sınıflarda 2 saate, diğer sınıflarda üçer saate indiriliyor. Bununla da öğretmenlerin normatifi tehlikeye düşüyor. Şimdi bilmezmişiz gibi soralım, bu memlekette, Anayasaya uyularak Anadilimizin haftada 4 saat okutulmasıyla ilgili Bakanlar kurulu tarafından 5 Eylül 1994 tarihli ve 183 no’lu kararname varken, Türkçe’mizin okutulmasını 2 ve 3 saate kim indiriyor ve niçin indiriyor? Bu kararname niçin gerektiği şekilde yerine getirilmiyor? Bizim onurumuz ve şerefimiz olan Türkçe’mizle senelerdir kim oyun oynuyor? Gelecek ders yılında, Türk çocukları olmadığı halde Sofya’nın 33.okulunda I’den VII’ye kadar tam Türkçe’li eğitim sistemine geçmeyi düşünen Eğitim Bakanlığı bunu Türlü bölgelerde göz ardı ediyor. Demokrasi derken İsveç’i örnek almalıyız. Orada bir sınıfta eğer yabancı bir öğrenci varsa, Hükümet o çocuğa Anadilini öğretecek bir öğretmen atamayı insancıl bir borç biliyor. Türkçe’ye uygulanan seçmeli sistemin olumsuzlukları meydandayken, dış ülkelerdeki Bulgar azınlık çocuklarına duyarlı olan Eğitim Bakanlığının, yurdumuzdaki Türk azınlık çocuklarının Türkçe sorununa da duyarlı olması gerekmiyor mu? İmzalanan, onaylanan Avrupa İnsan Hakları Çerçeve Anlaşmasının uygulanmasını daha ne kadar bekleyeceğiz? Bunun hayatı geçirilme zamanı çoktan geldi geçti. Paçavra haline gelmiş ders kitaplarına ne diyelim? Her yıl diğer derslerden üçer çeşit kitap basılırken, 13 yılda Türkçe kitapların bir kez basılması utanç vericidir. Öte yandan Eğitim Bakanlığına danışılmadan hazırlandığı bahane edilerek Türkiye’den gönderilen 30 bin ders kitabının geri çevrilmesi olayı yaratılmayabilirdi.

Bulgaristan’da Türkçe öğreten 586 öğretmenden 426’sı Türkçe uzmanı olmasına rağmen, birer yıllığına atandıklarından, çocuklardan Türkçe dilekçesi istendiğinden diken üstünde durur gibi durmaları görevlerine seve seve yanaşmalarını köstekliyor. Sonra zorunlu seçmeliye geçildiğinde saatleri yarı yarıya düşürüleceğinden birçoğu sokağa atılacaktır. Yapılan konuşmalarda iyi ki soruna çıkış yolları da önerildi. Birinci çıkış yolu olarak ana okulundan lise son sınıfına kadar Türkçe’nin altışar saat yardımcı olarak anlatım derslerin de Türkçe okunması öne sürüldü. Çocukların kimliklerini bilmeleri için İbrahim Yalımov’un “Bulgaristan Türk Toplumunun Tarihi” kitabının ders olarak okunması vurgulandı. İkinci çıkış yolu olarak da asıl asimilasyona set çekecek olan 1959’dan önceki Türk okullarına dönülmesi önerildi. Yabancı dillerin ancak anadili temeli üzerinde öğretilmesinin doğruluğu hatırlatıldı. O zamanlar Bulgarca, Rusça ve Fransızca kitapların sonunda çocuklar okuduklarını anlayabilsinler diye Türkçeli sözlükler vardı. Türkçe öğretmenlerinin bire kadar Türkiye’de uzmanlık kurslarından geçirilmesi, Türkçe basın, radyo ve televizyon yayınlarının gereksinimleri gidermediği dile getirildi. Yetkililerin teşhisi konulan soruna gereken önlemi almaları istendi.



Aliş Sait

Kırcaali

 
 

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman