"Bal-Göç Yalnızca Bir Hemşehri Derneği Değildir"

 

Bal-Göç Yalnızca Bir Hemşehri Derneği Değildir.  80'lerde 1,5 milyon insanın üzerine hiç bitmeyecek bir kabus gibi çöken o uzun kışta, "Umut olmak" için kurulmuştur. "Mücadele" için doğmuş bir dava ve misyon örgütüdür.

 

Bal-Göç farklı bir Sivil Toplum Kuruluşudur. Bazı alanlarda "Türkiye'de tektir". Millidir. 18 Mart, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim, 10 Kasım... Ve en son 15 Temmuz ...
Tüm milli gün ve bayramlarda şubeleriyle beraber YILLARDIR-HİÇ KESİNTİSİZ-HİÇ AKSATMADAN özel bir etkinlik yapan Türkiye'deki Tek Dernektir.

 

Hiçbir Devletten veya kuruluştan tek kuruş mali yardım almadan Balkanlarda ve Türkiye'de tamamen yönetici ve üyelerinin gönüllü çalışma ve katkılarıyla insanımıza ulaşabilen bir kuruluştur.

 

Kamu yararına çalışır.

 

Laik, Demokratik ve Sosyal hukuk devleti ilkesine sarsılmaz bir aşkla bağlıdır.

 

15 Temmuz'da resmi sosyal medya hesaplarından anında "Demokrasiye sahip çıkın" mesajı veren ve derhal Balkan STK'larını bir araya getirip toplumu "Demokrasiye Sahip Çıkmaya ve Demokrasi Nöbetine Davet Eden" bir kuruluştur.

 

Ötekileştirmeye karşı çıkar. Milli kültürümüzü yaşatmak için çalışır."Ne Mutlu Türküm Diyene" sözü temel şiarımızdır.

 

Çalışmalarını yürütürken "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ilkesiyle hareket eder.

 

Temeli sağlam, mayası paktır. Rahmetli Mümin Gençoğlu ve Dava Arkadaşlarının çizdiği misyondan ayrılmaz. Gelişmelere ve yeni durumlara göre vizyonunu belirler.

 

Türkiye'de web siteleri yaygınlaştığından beri 15 yıldır, web arşivini yayınlayan "şeffaf" bir kuruluştur.

 

Kamu yararına dernek olduğu için her yıl müfettiş denetiminden geçer. Tüm hesap ve faaliyetleri denetlenen bir dernektir.

 

 

 

Aşağıda, hazırlanan bir kitap için Bal-Göç'ün son dönemine ait bir bilgilendirme yazısı var:

 

2012 yılında genel kurulun teveccühüyle Bal-Göç Genel Başkanlığına seçilen Prof. Dr. Yüksel Özkan önceliği Bal-Göç şubelerinin kalıcı ve Bal-Göç ismine yakışır mekanlara ve sosyal alanlara sahip olması konusuna verdi.  Yüksel Özkan genel başkanlığa seçildikten sonra  kamu yararına çalışan bir dernek olmanın gereği olarak Bursa’daki her görüşten yerel yönetimler ile çok iyi bir diyalog geliştirildi. Bu diyaloğun ve işbirliklerinin neticesi olarak  İznik, Osmangazi, Görükle şubelerimiz kalıcı ve arzulanan mekanlara kavuştular. Ayrıca 2017 yılı itibarıyla Genel Merkez Nilüfer Karaman’daki 2 katlı bir lokal ve idare binasına kavuştu. Orhangazi Şubemizin yeni mekanının inşaası ise halen devam etmektedir. Tüm bu binaların temin ve tahsisinde farklı görüşteki siyasi partilere mensup yerel yöneticiler ile geliştirilen yapıcı diyaloğun çok olumlu bir katkısı olmuştur.

Her yıl Ramazan ayında Balkanların farklı yerlerinde verilen iftarlar, bölgedeki insanlar arasında  din ve milliyet ayrımı gözetmeden herkesin davet edilmesi sayesinde adeta bir barış ve kardeşlik buluşması haline geldi. İftarların dışında yine ihtiyaç sahipleri için erzak dağıtımları yapıldı. Bu dağıtımlarda da insanlar arasında ne siyasi ne de etnik köken farklılıklarına bakılmadı, ihtiyaç sahibi olan kişilere hayırseverlerin yardımları ulaştırıldı.

Derneğimizin şubeleri kendi bölgelerinde geniş katılımlı ramazan iftarları vermeyi bir gelenek haline getirdiler. Şüphesiz bu iftarların en yoğun katılımlı ve ses getireni ise; her yıl genel merkezce verilen iftarlar oldu. Genel Merkezin geleneksel iftarı camiamızın Ramazan ayının manevi atmosferinde bir araya geldiği ve hasbihal ettiği ve her yıl beklenen bir etkinlik haline geldi. Bu iftarlara camiamızın dost ve kardeş sivil toplum kuruluşlarının yanında farklı görüşteki siyasilerde her zaman büyük ilgi gösterdiler.

Bulgaristan siyasetinde Türkler ve Müslümanlar açısından çok çalkantılı ve bunalımlı bir dönemde görev yaptık. Bu fırtınalı dönemlerde hep ilkeler üzerinden hareket ederek, birleştirici olma yolunu tercih ettik. Birliği, kardeşliği savunduk. Bu sınavlardan da hep alnımızın akıyla çıktık.

Kitlesel büyük katılımlara sahne olan Balkan Panayırlarını her yıl düzenli olarak gerçekleştirdik.
Bunun istisnası olan dönemler ise ülkede terör nedeniyle şehitlerimizin olduğu ve milli yas olan dönemler oldu. Bu dönemlerde bu etkinlikleri yapmayı uygun görmedik.

2016 yılı sonunda zamanın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ile Bal-Göç Genel Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özkan’ın insanlarımızın acil çözüm bekleyen sorunlarına ilişkin Ankara’da bakanlık makamında gerçekleştirdikleri 2 saatlik görüşme esnasında gündeme gelen Balkan-Rumeli  Çalıştayları 2017 yılının ilk yarısında Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa’da gerçekleştirildi. Çalıştaylarda iletilen sorunlara yönelik çözümler ise Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen ve Türkiye’nin her bölgesinden gelen Balkan-Rumeli Sivil toplum Kuruluşlarının katıldığı bir kapanış oturumunda Sayın Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı.

1989 zorunlu göçü sonrasında Türkiye’ye yerleşen insanlarımızın en önemli sorunlarından bir tanesi parçalanmış aileler sorunuydu. Birinci derece yakını TC vatandaşı olup ta kendisi olamayanlar için 1 yıllık başvuru süresi tanındı ve bu kişiler için; ancak başarılı sporcu, yatırımcı, akademisyen, sanatçı gibi kişilerin vatandaşlığa alınmasında başvurulan bir yöntem olan Bakanlar Kurulu kararıyla İstisnai Vatandaşlık verilmesi uygulanmasına karar verildi. Bu camiamız adına onur verici özel bir uygulamaydı.

Ayrıca 1 Ocak 2017 tarihinden önce 1 gün için bile olsa Türkiye’de bulunmuş olan tezkere sahipleri için, istisnai ve özel bir uygulama getirildi. Bunlar için, tanınan süre içersinde başvuranlara ellerindeki pasaport süresini kapsayacak şekilde (5 yıllık pasaport için 5 yıl) uzun süreli ikamet izni verilmesi kararlaştırıldı. Bu kişilerin aynı zamanda oturma izni ile beraber çalışma iznine de sahip olabilecekleri ve  uzun süreli ikamet izni süresi dolduğunda kendilerine yeni pasaportları kadar tekrar ikamet izni verileceği açıklandı.

Balkanlarda yaşayan soydaşlarımıza sağlık alnında da çok büyük bir “imtiyaz” tanındı. Balkanlarda yaşayan ve vatandaş olmayan soydaşlarımız; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve sosyal güvencesi olmayan herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanmak için ödemek zorunda olduğu en düşük bedel üzerinden (aylık 53 TL) tıpkı Türk vatandaşı gibi sağlık hizmetlerinden yararlanabilir hale geldiler.

Diploma denklikleri konusunda kalıcı ve “adil” bir çözüme ulaşmak için YÖK ile karşılıklı istişareler yapıldı. Bu konuda atılacak adımlar beklenmektedir.

 

Facebook'ta Paylaşın

 


Bal-Göç web sitesi tasarımı ve güncelleme : Erdinç Kahraman