"Büyük ve köklü, ulu bir ağacın dallarıyız;vatanımıza sevdalıyız."

  
 

Kamuoyuna Açıklama:
"
Son zamanlarda iktidarından muhalefetine kadar her kesimden siyasinin ve bazı sözde aydınların ısrarla sergiledikleri duyarsız tavır insanlarımız arasında ciddi anlamda sorgulanmaktadır."

 
  
25.04.2017
 

24.04.2017 tarihi itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nı yürütmekte olan Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun basına verdiği demeç esnasında Bulgaristan ile ilişkiler hakkındaki bir soruya cevap verirken yaptığı değerlendirmelerin içinde kullanmış olduğu bir kelime bizler için büyük üzüntü kaynağı olmuştur.

Son zamanlarda bu konuda iktidarından muhalefetine kadar her kesimden siyasinin ve bazı sözde aydınların ısrarla sergiledikleri duyarsız tavır insanlarımız arasında ciddi anlamda sorgulanmaktadır.

Çünkü bu duyarsızlık artık “dil sürçmesi” veya “kastı aşan ifade” tabirleriyle açıklanamayacak kadar sık yaşanmaktadır.

Sayın Bakanın kullandığı “Bulgarlar” ifadesi; “Bulgar” adlarını kabul etmedikleri için zindanlara atılmış ve zulüm görmüş, kültürel soykırıma uğramış olan Balkan Türklerini, Öztürkleri derinden yaralamıştır.

“Türkiye’de yaşayan Türk kökenli Bulgarlar” YOKTUR.

“Türkiye’de yaşayan ve aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da olan Bulgaristan Vatandaşları” VARDIR.

Bu konudaki hassasiyeti anlayamayan ya da anlamazlıktan gelen bazı “sözde” aydınları ve “duyarsız”” siyasileri kınıyoruz.

Kamuoyuna duyurulur.
BAL-GÖÇ GENEL MERKEZİ

 

Facebook'ta Paylaşın

 
 
 
 
 

Resim-1: Rusçuk İlinde Türkçe'nin "yeni" Latin harflerini öğrenmek ve Türkiye'deki Atatürk Devrimine sahip çıkmak için kursa giden Türk Hanımefendiler (1928)

 

Resim-2: Totaliter Komünist Rejim döneminde 1970'ler ve 1980'lerde 2 defa Kültürel Yok Etme uygulamalarına ve kültürel soykırıma uğratılmış insanlar gelenek ve inançlarını en öz biçimiyle muhafaza etmektedirler.

 

Resim-3:Türk Örfünü ve Arı İslam İnancını nesiller boyunca muhafaza etmiş insanlar...KIRCAALİ TOPALLAR KÖYLÜLERİ (Mülazim'in Mustafa'yı ve ailesini Türkiye'ye Uğurlarken) (14 Eylül 1971)

 

Resim-4:Bulgaristan 1930 lu yıllar... (Komünizm öncesi Çar Dönemi) Kırcaali İli Havazlı Köyü (Sterna) - (Bugün ŞeyhCuma/Cebel ilçesine bağlı) Köy okulundaki Türk Öğrenciler.

 

Resim-5: ŞumnuTURAN CEMİYETİ tören provasında (1931)

 

Resim-6: Rodoplar'da (Eğridere) Bir Düğün ve Damat Tıraşı  (1910'lu yıllar)

 

Resim-7: Balkanlardan Sarıkamış'a, Çanakkale'ye Koşanlar..

 

Resim-8: "Siz Bulgarsınız ve soya dönüyorsunuz diyerek kendilerine dayatılan Bulgar isimlerini kabul etmedikleri için kominist rejimin zindanlarında yatmış gazilerden bir kısmının Bursa Buluşmasından bir anı fotoğrafı

 

Resim-9: Yıl 1951  Yer Deliorman'ın İncisi Hazergrad (Razgrad) Resimdekiler: Nazım Hikmet Ran ve yanında dünya güreş şampiyonu Lütfi Ahmedoğlu (Sarıklı olan). — Lütfi Ahmedoğlu ve Nazım Hikmet Ran ile birlikte.

Bir Anı:
Yaşanmış bir olayı çok uzun yıllar sonra birkaç kişinin anlatımından dinlemiştim:
Nazım Hikmet Bulgaristan'da aralarında rahmetli babamında olduğu Havazlılılara (Bugün Cebel/Şeyhcuma ilçemize bağlı bir köydür)
aynen şunları söylemiştir:

"Soyadlarınızın sonundaki OV eklerini söylemeyin Siz Alioğlu,Osmanoğlu,Üzeyiroğlu olarak soyadlarınızı söyleyin. Siz öz be öz Türksünüz. Ov,Ova onları sadece Bulgarlar kullansın. Türklüğünüzü sakın unutmayın"

 

Resim-10: Özümüz gibi sözümüzde hep Türk vakarı içinde oldu.

 
Resim-11: "Ahmetler Mehmetler İvan olmaz, bu dünya Kahpe jivkovada kalmaz" diyerek yürümüştü Altıparmak Caddesinden Fomara Meydanına doğru Bursa'daki Öztürklerin Akrabaları

 
Resim-12: "Her Zaman ve Her Yerde" Milli Kültürümüzün yaşatılması mücadelesini verdik

 
  
 

Bal-Göç web sitesi tasarımı ve güncelleme : Erdinç Kahraman