Bal-Göç Genel Başkanı Doç.Dr. Emin BALKAN'ın kongrede yaptığı konuşma

 

 

Sayın  Protokol,  

BAL-GÖǒ ün 12. Olağan genel kuruluna hoş geldiniz şeref verdiniz. Hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Öncelikle kuruluşundan bugüne camiamıza hizmet etmiş olup, bu gün aramızda olmayan büyüklerimizi rahmetle anıyor aramızda olanlara da şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu güne kadar desteklerini bizlerden esirgemeyen başta devlet büyüklerimiz olmak üzere yerel yönetimlere özel sektör temsilcilerine katkıda bulunan şahıslara, Bursa halkına ve tüm göçmen camiasına teşekkürleri bir borç biliyorum. İki yıllık dönemimizde büyük bir özveri ile çalışan Genel Merkez ve şube yöneticilerim ile komisyonlarımı göstermiş oldukları üstün gayret ve performanstan dolayı kutluyor ve onlarla gurur duyuyorum.

         BAL-GÖǒün misyonunu Türkiye’deki Balkan Göçmenleri ile Balkanlar’daki soydaşlarımız arasındaki iletişimi kuvvetlendirmek, sosyal dayanışmayı artırmak, sorunlarının çözümüne yönelik kamuoyu oluşturmak, önerilerde bulunmak ve çözüm sürecini takip etme, kültürel değerlerimizin korunması ve yaşatılması, Balkanlarda var olan dostluk ve kardeşliğin daha da ilerletilmesi olarak özetleyebiliriz.

         Bu güne kadar Balkan göçmenlerinin pek çok sorununa çözüm bulunmakla birlikte hala çözüm bekleyen güncel sorunlar da önemini korumaktadır. Bunlardan toplumumuzu en çok ilgilendiren sorunumuz özellikle Bulgaristan ile Türkiye arasında kapsamlı bir sosyal güvenlik anlaşması yapılmamış olmasından kaynaklanan sosyal haklar problemidir. 1968 göç anlaşmasının 12. Maddesinin uygulanmaması ile başlayan bu sorun bu güne kadar çözümlenmemiştir. Türkiye ile Romanya, Makedonya, Arnavutluk arasında yapılan sosyal güvenlik anlaşmasının önümüzdeki günlerde de Bosna-Hersek’ le yapılacak olması bizleri sevindirmiş olmasına rağmen bu konuda  en çok sorun yaşadığımız Bulgaristan ile bir yol katedilmemiş olması bizi oldukça üzmektedir. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak iki ülke yetkililerine defalarca bir araya getirmenin yeterli olmadığını hep birlikte gördük. Bu nedenle Ağustos Eylül aylarında sorunu bizzat yaşayan insanlarımızın yazmış olduğu dilekçeleriyle resmi kanıtları içeren dokümanlar elimize ulaşmıştır. Sayıları 15.000 ‘i bulan bu başvuruların belgesi tam olan 14.000’i iki ülkenin konu ile ilgili en yetkilileri olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarına bizzat tarafımızdan intikal ettirilmiştir. Ayrıca bu konu Avrupa Birliği ve Uluslar arası Çalışma Örgütü ILO’nun ilgili birimlerine yazılı olarak belgeleriyle ulaştırılmış ve çözüm için yardım istenmiştir. Bize yapılan başvurulan örnek niteliğinde olup 14.000 başvurudan yaklaşık 4.000’inin çalışma haklarının 20 yıldan fazla olması konunun ciddiyetini ve çözümün aciliyetini gösteren önemli bir delildir.

         Bulgaristan’da emekli maaşı almayı hak eden Bulgaristan vatandaşlığını kaybetmemiş kişilerden toplam 37.000’i son yıllarda maaşlarını Türkiye’den alabilmektedirler. İlgili kişilerin her yıl iki defa yaşam belgelerini ve adres değişikliklerini her iki ülke bakanlık yetkililerine bildirmesi gerekmektedir. Zamansız ve eksik bilgilendirmeler nedeniyle bu kişilerin maaşları kesilebilmektedir. Bu ay 7.500 ‘e varan bir kesintinin olması bu bilgilendirmenin önemini göstermektedir. Ayrıca malulen emeklilik ve veraset ile ilgili sorunların çözülmemiş olması ayrı bir sıkıntı kaynağıdır.

         Bulgaristan’dan emeklilik hakkını kazanıp Türkiye’de maaşını alanların sağlık güvencelerinin olmaması büyük sorun yaratmaktaydı. Bu durumda olanların SSK’lı çocukları üzerinden sağlık güvencesine bu yıl kavuşması sevindirici olmasına rağmen Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’lu çocukları olanların da bu hakkı kullanmalarının gereğine inanıyoruz.

Yaklaşık 40.000 insanımız yaptıkları vatandaşlık başvurusunun sonuçlarını sabırsızlıkla beklemektedir.

2002 yılı başından itibaren oturma izni ile birlikte verilen çalışma izinlerinin Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesinden alınıp yetkinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmesi yeni sorunları beraberinde getirmiştir. Bizler bu yetkinin daha önce olduğu gibi Emniyet Müdürlüklerine verilerek tek elden takibini talep ediyoruz.  

Genel olarak Belene mağdurları diye adlandırdığımız Bulgaristan’da baskı rejimine karşı sergiledikleri onurlu mücadeleleri neticesinde zindanlarda yıllarını feda eden kahramanlarımız geçen hafta Bulgar Parlamentosuna HÖH Milletvekillerinin verdiği teklifle sevindiler. İlgili komisyondan onay alan kanun taslağına göre Belene mağdurlarına her ay yarım emekli maaşı bağlanacak olması acılarımızın hafiflemesi için küçük bir özür kabul edebileceğimiz gecikmiş ama doğru bir karardır.  

Çeşitli  genelgelere tabi olup 3 ayda bir giriş-çıkış yapma zorunluluğu bulun Balkan Göçmenlerinin , çocuklarının eğitim sorunlarının kısmen çözülmesine rağmen ebeveynlerin oturma ve çalışma izinlerinin bir an evvel verilmesini talep etmekteyiz. Bu durumda olan soydaşlarımız geldikleri ülkeler ile fiziksel bağlarını büyük ölçüde kopararak Türkiye’de ev, kaçakta olsa iş edinmiş ve çocuklarının da eğitimlerini burada görmesi nedeniyle yerleşik duruma geçmişlerdir. Bu mağduriyeti yaşayan insanlarımızın bir an önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaları gerektiğine inanıyoruz.

Bulgaristan’dan Türkiye’ye vizenin kaldırıldığı 1 Temmuz 2001 tarihi milât olarak kabul ederek bu tarihe kadar vatandaşlıkla ilgili tüm taleplerin değerlendirilmesini istiyoruz. 

Ulu önder Atatürk’ün 1933 yılında “Dış Türklerin bize gelmesini beklemekten ziyade, biz onlara ulaşmalıyız” sözünden hareketle Balkan ülkelerine ziyaretlerin desteklenerek kolaylaştırması gereğine inanmaktayız. Bu amaca yönelik olarak yurt dışına çıkışlarda alınan harçların Balkan ülkelerine ziyaretlerde alınmamasına ve ziyaretlerin teşvik edilmesi gereğini vurgulamak istiyorum.

Balkanlarda kültürümüzün yaşatılması ve Türkiye lehine gücün korunması için Türk nüfusunun dilinin, kültürünün korunması gerekmektedir. Bu gücü kırmaya yönelik Kosova ‘da Türk varlığını yok sayan harita ve raporların ortaya konması, Makedonya’da Türk nüfusunun olduğundan düşük gösterilmesi, Bulgaristan ve Yunanistan’da da Türk varlığını suni olarak azalmış göstermeye yönelik faaliyetlerin yapılması bizim bu konulara duyarlılığımızı artırmalıdır. Tarihi süreçte tercihlerini Türkler ve Türkiye’den yana kullanan Balkan coğrafyasındaki kardeşlerimizin etnik köken veya din faktörü kullanılarak bizlerden kopartılmaya çalışılmasına fırsat vermemek en önemli görevimiz olmalıdır. 

Balkanlardaki varlığımızı devam ettirebilmek için orada yaşayan insanımızın sosyo-ekonomik olarak güçlenmesini sağlamalı ve bu bağlamda Balkan ülkeleri ile ticari faaliyetlerimizi artırmalıyız. Ayrıca o bölgelerdeki insanımıza dolaylı da olsa teşvik sağlamalı, ekonomik konularda güçlenmeye yönlendirmeli ve cesaretlendirmeliyiz.

Balkan coğrafyasında dostlu, kardeşlik ve kalıcı barışın sağlanmasına yönelik olarak kültürel ilişkiler geliştirilmeli bu konuda da Balkan göçmenleri köprü olmalıdır.  

Biz Balkan göçmenleri balkanlarda azınlık olmaktan dolayı hep ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördük ve yönetilen konumda olduk. Anavatanımıza geldik. Çalıştık, ürettik, sorunlarımızın çoğunluğunu çözdük. Azınlık olarak Balkanlarda ezilmiş, göçmen olarak ana yurdunda çile çekmiş bu onurlu toplumun artık kendini daha iyi ifade etme, ülkesine daha faydalı olma yani dirilme zamanıdır. Bu güne kadar hayat ve gelecek mücadelesi nedeniyle zaman ve cesaret bulamadığımız siyasette yani ülke yönetiminde söz sahibi olma zamanıdır. Bünyesinde Anadolu ve Batı kültürünü sentezlemiş Atatürk ilkelerine candan bağlı, çalışkan, dürüst ve iyi eğitimli bu insan topluluğu artık ülke yönetiminde de önemli görevler almaya hazırdır. Nüfusun çoğunluğunu Balkan göçmenlerinin oluşturduğu Bursa’mızda yaklaşan yerel seçimler ve sonrasında bu toplumun talepleri göz ardı edilmemeli, ülke yönetimi gibi kutsal görevlerde Balkan göçmenlerine de fırsat verilmelidir. BAL-GÖÇ olarak asil misyonumuzun siyaset yapmak olmadığını biliyoruz. Ancak siyasette de mikromilliyetçilik diyebileceğimiz hemşehricilik ve bölgeciliğin karşısında olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Eğitime önem veren çalışkan bir toplum olarak aramızdan bir çok arkadaşımızın ülke yönetiminde önemi katkılarının olacağını biliyor ve bu arkadaşlarımızın siyasette önünün açılmasına yönelik olarak desteklenmesini talep ediyoruz. Yerel seçimlerde göçmen kültürünü, sorunlarını bilen, bu sorunlara daha duyarlı ve çözüme katkıda bulunabilecek adayları destekleyeceğimizi bildiriyor, siyasi partilerimizin bu hususta hassasiyet göstereceğine inanıyor, inanmak istiyoruz. Gösterdiği ortak dayanışma bilinci ile Balkanlarda birlik ve beraberlik içinde yaşamış insanımız bu birlik ve beraberliğini anayurdumuz olan Türkiye’ de de devam ettirdikleri sürece eminim ki demokrasimizin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partiler de halkımızın beklentilerini göz ardı edemeyeceklerdir.

Bu düşüncelerle birlikteliğimizin simgesi olan BAL-GÖǒe sahip çıkmak ve onu yüceltmek en önemli görevimizdir diye düşünüyor kongremizin hayırlara vesile olmasını dilerken saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.

 

.