AVRUPA BİRLİĞİ’NDE SOSYAL GÜVENLİK

 

 

GİRİŞ

Avrupa Birliği ( AB )’nin bir sütununu oluşturan Avrupa Topluluğu ( AT ), Kurucu Andlaşması’nda sosyal güvenliğe ilişkin düzenlemeler içermektedir. AB içerisinde serbest dolaşımın sağlanması için gerekli önlemlerin alınması AT Kurucu Andlaşması’nın 42. Md.’sinde düzenlenmiştir.  Bu maddeye göre, işçinin çalıştığı farklı Devletlerdeki mevzuat uyarınca gerçekleşen çalışma süreleri hakkın hesabında ve kazanılmasında nazara alınacak ve üye Devletlerde ikamet edenlere sosyal güvenlik yardımlarının ödenmesi güvence altına alınacaktır. İlk önceki emekçileri konu edinen sosyal güvenlik mevzuatı, serbest meslek mensuplarını, ailelerini ve son olarak 1999 yılındaki değişiklikle öğrencileri de kapsamına almıştır. Ayrıca üye Devlet ülkesinde ikamet eden kişilere iş karşılığı ödemelerin yapılmasına ilişkin önlemler, Komisyon’un teklifi ve AB Bakanlar Konseyi’nin oybirliği ile karar tesis etmesi sonucu gerçekleşmektedir. 

Sosyal güvenlik konusunda, 1971 tarihli ve daha sonra defalarca değiştirilen AB Bakanlar Konseyi Tüzüğü ile 574/72 sayılı yine defalarca değiştirilen ve 1408/71 sayılı Tüzüğün uygulanmasına ilişkin diğer bir AB Bakanlar Konseyi Tüzüğü bulunmaktadır. Değişiklikler, çoğu kez sosyal güvenlik ve sosyal yardımları bir arada içeren şekilde yapılmıştır. Bununla beraber mevcut yasal durum sosyal güvenlik alanında genel bir sistem getirmemekte, farklı sistemlerin varlığına imkan vermektedir. Bu durumda, işçi bu farklı sistemlerden birine dayanarak sosyal güvenlik hakkını elde edebilmektedir. İşçi yada sadece üye Devlet ulusal hukukuna  veya ulusal hukuk yanında AT Kurucu Andlaşması’nın 42. Md.’sine dayanabilmektedir. Ayrıca, aile yardımları konusunda ise 3427/89 sayılı Tüzüğü de hatırlatmak gerekmektedir.   

Yukarıda belirttiğimiz Tüzüklerin hükümleri uyarınca açılmış pek çok dava bulunmaktadır. Ancak şu hususu da belirtmek gerekir ki, AB’nde sosyal güvenlikte ve sosyal avantajlarda eşit muamele ilkesi hakimdir. 

1. Sosyal Güvenlik Konusundaki İşlemlerin Kapsamı

      Sosyal güvenliğe ilişkin ulusal mevzuatların eşgüdümüne yönelen işlemlerin ikili bir işlevi vardır. Bu işlemler, bir yandan işçiler ve serbest meslek sahipleri ile onların bakmakla yükümlü oldukları kişilerin üye Devletlerde sosyal güvenceye kavuşturulmasını, öte yandan AT Kurucu Andlaşması’nın 12. Md.’sinde yer alan, üye Devlet vatandaşları arasında ayrımcılık yasağına uygun davranılmasını hedeflemektedir. Bu işlerin gerçekleşmesi bakımından, öncelikle ele alınması gereken, Topluluk işlemlerinde eşgüdüm konusu olarak belirlenen sosyal güvenliği kapsamının ne olduğudur. Bu da, aşağıda alt başlıklarda belirlenebilir.

 1.1.  Sosyal Güvenlik Yardımları Kavramı

 Topluluk işlemlerinin konusu sosyal güvenlik yardımları olarak belirlenirken, sosyal sigortaya işçi, serbest meslek sahibi veya işveren  tarafından yapılan zorunlu ödemeler esas alınmış ve sosyal sigorta sistemi dışında kalan isteğe bağlı ek ödemeler sosyal refah yardımı niteliğinde görülerek dışarıda bırakılmıştır. Bu konuda, üye Devletlerin iç hukuklarında yeknesak bir düzenleme bulunmadığı için, her üye Devlet kendi sistemindeki yardımların niteliğini açıklayıcı bir beyan yapma yükümlülüğüne tâbidir.

 1.2.  Sosyal Güvenlik Kapsamında Bulunan Kişiler

 1408/71 sayılı Tüzüğün sadece işçiler için değil aynı zamanda serbest meslek sahipleri için de uygulanmaya başlanmasının ardından sosyal güvenlik kapsamında yer alan kişiler de çoğalmıştır. Bu kişiler şunlardır: işçi, serbest meslek sahibi üye Devlet vatandaşları, bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler, üye Devletlerde işçi veya serbest meslek sahibi olarak çalışan sığınmacılar, vatansızlar ve bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerdir. Sosyal güvenlik kapsamında değerlendirilen bu kişilerin mirasçıları ve kamu görevlileri ile ilgili ulusal mevzuatın bu nitelikte gördüğü kişiler de yardımların yararlanıcısı durumundadır.

 1.3. Yardımlar

1408/71 sayılı Tüzüğün öngördüğü yardımlardan bazıları tüm üye Devletlerden Topluluk yardımları olarak istenebilir. Bunlar, hastalık ve hamilelik yardımları, çalışma yeteneğinin geliştirilmesi veya korunması için verilenler de dahil olmak üzere malullük yardımları, yaşlılık ve destekten yoksun kalma yardımları, işyeri kazası veya işyeri hastalığı sonucu verilen yardımlar, ölüm tazminatları, işsizlik ve aile yardımları, öksüz ve yetimlere yönelik yardımlar, sosyal güvenlik sigortasından yararlananların bakmakla yükümlü oldukları çocuklarına ödenen yardımlar vb.

1.4.Uygulanacak Hukuk

İşçiler veya serbest meslek sahipleri, başka üye Devlette ikamet etseler  veya işyeri merkezi başka Devlette olsa dahi, çalıştıkları yerin hukukuna tâbidirler. 1408/71 sayılı Tüzüğün 10. Md.’si, bazı sosyal güvenlik yardımları için ( yaşlılık, ölüm, işyeri kazası veya hastalık yardımları ) yararlanıcının ikamet değişikliğinin, yardımdan yoksun kalma sonucunu doğurmayacağını düzenlemektedir.

1.5.Sigorta Sürelerinin Birlikte Hesaplanması

AT Kurucu Andlaşması 42. Md.’sinde öngörülen, üye Devletlerde sigortalı olarak geçirilen sürelerin sosyal güvenlikten yararlanmada dikkate alınması ilkesi, 574/72 sayılı Tüzükte ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Buna göre, hastalık ve hamilelik, malullük, yaşlılık ve ölüm ile işsizlik yardımlarının hesaplanmasında, üye Devletlerin yetkili kurumları diğer üye Devletlerde sigortalı olarak geçen süreleri kendi ulusal mevzuatlarına göre tamamlamış süreler gibi ele alacaklardır.

SONUÇ

            Yukarıda vermiş olduğumuz bilgiler doğrultusunda, gerek Türkiye Cumhuriyeti gerek Bulgaristan iç hukuklarını AB dolayısıyla Topluluklar hukukuna uyarlı hale getirmeleri gerekmektedir. Zira, iki Devlette AB’ne üye adayıdırlar. Hatta Bulgaristan AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamıştır bile. Şu anda, Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan arasında 04.11.1998 tarihinde iki Devlet Başbakanları arasında imzalanan “ Emekli Aylıklarının Türkiye’ye Transfer Anlaşması ” mevcuttur. Ancak, diğer hususlara yönelik bildiğim kadarıyla herhangi bir uluslararası hukuk işlemi mevcut değildir.

Doç. Dr. Kamuran REÇBER

Uludağ Ün. İ.İ.B.F Uluslararası İlişkiler Bölümü